Doğu ve Batı’nın Buluştuğu Nokta
Ülkemizin iki kıta üzerine kurulmuş olan Dünya'da ki tek devlet olduğunu biliyor muydunuz? Hatta sadece Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlamakla kalmayıp, Ortadoğu'ya da geçit veren ve bütün bunların hepsini bir potada eriten bir ülke olarak Türkiye, aynı özellikleri sayesinde yemeklerinde de çeşitliliğini gösterebilmektedir.
Türk mutfağında Doğu ve Batının bir araya gelişi oldukça iyi bir şekilde kendini gösterir. 6. yüzyıldan itibaren Türklerin, Asya'dan Anadolu'ya kadar gelişleri, beraberinde pek çok Asya'ya özgü pişirme alışkanlığını da beraberinde getirdi. Buna en iyi örnekte tabi ki şiş kebap olmaktadır.
16. yüzyılda ise Osmanlı imparatorluğunun Balkanlara ve Kuzey Afrika'ya kadar ilerlemesi sonucunda bu çeşitliliği daha da artmış oldu. Bir de çok daha eski zamanlardan gelen Hitit ve Likya uygarlıklarının bıraktığı izlerde günümüzde ki Türk mutfağında yerini almış oldu.
Bahsedildiği gibi tüm bu tatlar ve bilgiler günümüzde ki Türk toplumuna iyice yerleşti ve bugün ki anlamıyla ortaya çıkan bir Türk mutfağı oluştu. Türk mutfağını anlatmak içinse seçilebilecek en iyi yöntem tıpkı Türklerin yaptığı gibi onu bölgeler halinde ele almaktır.
Örneğin Anadolu'nun yemek kültürü binlerce yıl öncesine uzanmaktadır. İçeriğinde ki karbonhidrat ve protein kaynakları ise kendi karakteristiğini kazandırmaktadır. Bakliyatlar, tahıl ürünleri ve pirinç Anadolu mutfağının da esastır.
Diğer bir taraftan ise Ege Bölgesi Türkiye'nin batı sınırını çizmekte ve Antik Yunan' a yakınlığı ile de bilinmektedir. Elbette burada aslında kimin kimi etkilediği daima tartışmalıdır. Türk ve Yunan mutfağı birbirine çok yakındır ve pek çok benzerlik gösterir. Hatta yemek isimleri bile aynı olabilmektedir. Ege bölgesi aynı zamanda zeytinin de anavatanı kabul edilmektedir. Bu yönüyle de tabi ki pek çok bitkinin ve yemeğin zeytinyağı ile pişirilmesi bu mutfağın en belirgin özelliğini ortaya çıkarmaktadır.
Güney ve Güneydoğu bölgelerinde ise yemeklerin nasıl daha çok baharatlı hale geldiği ve etin ne kadar öne çıktığını hemen fark edebiliriz. İşte burası artık kebabın merkezidir. Marine edilmiş etler, ızgara için hazırlanan soslar, baharatlar ve farklı pişirme teknikleri tüm yemeklere kendine has bir lezzet verir. Hatta kuzu, koyun ve tavuk etleri, çeşitli sebzelerle bir araya getirilerek yeni tarifler oluşturulmuş ve yüzyıllardır uygulanmaktadırlar. Bu bölgede kullanılan kırmızıbiber, karabiber, sumak ve kuru nane ise kullanılan temel baharatlar içerisindedir. Aynı zamanda bir sofra kültürü olarak da uzun geçmesi uygun görülen ziyafetlerin başlangıcında hazırlanan mezeler de lezzet açısından son derece önemlidirler.
Böyle bir sofrada elbette özel olarak hazırlanmış pidelerin, lavaşların ve ekmeklerin de yeri ayrıdır. Önemli olan tüm bunları bir araya getirerek oldukça lezzetli ve birbiriyle uyumlu bir sofranın ortaya çıkmış olmasıdır.
Bunların yanı sıra ülkemizin kuzeyi tamamen yeni bir Dünyanın da kapılarını bizlere açabilen zengin balık ve deniz ürünleri ile çeşitli bitkileri ve sebzeleri birleştirebilen önemli ve değerli bir başka mutfak olma özelliğini taşımaktadır.