Çok değil bundan çeyrek asır önce hayatımız daha bir huzurluydu sanki.
Yaşam tempomuz bu denli hızlanmamıştı. Babalar öğlenleri işten çıkar eve gelir öğlen yemeklerini yer, tekrar işine dönerlerdi. Yollar bu kadar kalabalık değildi. Evlerde, yemeklerde emek yoğun saatlerce uğraşılarak pişirilir, akşam sofrada herkes bir arada uzunca yemek saatlerinde tadına varılarak yemekler mideye indirilirdi.
Sonraları Fast Food akımı ortaya çıkıverdi. Tabii ki durup dururken ortaya çıkmadı.Yaşam artık değişiyordu.Koşullar hızla farklılaşmıştı. Çekirdek aile artık değişmiş , aile bireyleri büyükten küçüğe çalışır hale geldi.Artık öyle uzun saatlerce mutfakta yemekler yapılmıyor.Uzun uzun saatlerde sofra başında oturulmuyordu.
Fast food günlük hayatımıza girivermişti artık.kuşkusuz bunda lanse edilmek istenen kavramın etkisi çok büyük… GENÇ-DİNAMİK-ÇAĞDAŞ; bu sunulan imaj öyle olunmasada bayağı bir kabul görüverdi.Hızlı yemek endüstrisi dünyanın her bir yanına sürekli halkalar ekleyerek uzunca vede farklı farklı şekillerde zincirler oluşturuverdiler.özellikle kentli genç çalışan kitleler bu tarzı oldukça benimseyip,hızlı yaşamayı ve hızlı yemeyi çook sevdi.
Ancak her etkileşimde birde tepkileşim oluveriyordu. Buda evrenin doğası gereğiydi.
Öncelikle Avrupa’ da homurdanmalar başladı.ve hızlı bir şekilde hızlı mutfak modasına karşı güçlü akımlar oluşmaya başladı.Bunlardan en güçlüsü ve en organize olanı ise;
‘’SLOW FOOD‘’ adını verdikleri akımdır. Zevk alma hakkını korumayı amaçlayan uluslarası çevre oluşturmaya karar verip, simge olarakda kendilerine salyangozu seçmişlerdir.
Bugün bütün dünyaya yayılmış 70.000'in üzerinde üyesi vardır.
Aşçılar, şarap üreticileri, zeytin üreticileri, gazeteciler ,serbest meslek sahibi keyif avcıları çoğunluğu oluşturuyor.Bunlar görkemli sofraları destekliyor ve uyguluyorlar. Mahalli mutfaklara çok önem veriyorlar. Her ülkede değişik isimlerle gurme dergiler çıkarıyorlar, birçok başucu kitabı hazırlıyorlar.
Slow Food üyeleri bahçede eşelenen tavuğun etini – hamburgere, komşunun bahçesinde yetişen ilaçsız kirazları hormonlu hemcinslerine tercih etmekteler.
Bu mutfaksever hareketin merkezi İtalya’nın Piemonte bölgesinde, Langhe kentinde. Başkanı ise Carlo Petrini. Petrini mahalli yiyeceklerin bir numaralı savunucusu.Onun sayesinde bir çok unutulmaya yüz tutmuş ürün tekrar günlük yaşamda yerini almıştır.
Slow Food üyeleri iyi yemeğin pahalı olması gerektiği görüşünü şiddetle reddediyorlar. Onlara göre insanlık tarihinde yemeğe hiçbir zaman günümüzdeki kadar az para ödenmemiş.Bununda nedeni , endüstrinin yemek sektörünü ucuzlatması. Ama Slow Food yanlılarına göre, artık fiyatlar tabana vurmuş durumda.
Bizler için Fast Food egemenliğinden korkmanın şimdilik bir gereği yok.Ama yinede uyanık olmakta yarar var. Fast food’ u çağdaşlık ve modernlik olarak sunmak Türk mutfağını demode olarak göstermek isteyenlerin tuzaklarına düşmemeliyiz.
Gerçek bir yemeksever, eğer acelesi varsa pekala ayaküstü bir hamburger atıştırabilir. Ama eşiyle dostuyla iyi bir yemek yemek için kendisine en fazla mutluluğu verecek, ustaca pişirilmiş iyi yiyeceklerin sunulduğu restoranları tercih edecektir. |