Arkadaşlığı, dostluğu, muhabbeti, musikiyi, edebiyatı, sanatı, ilimi, bilimi, siyaseti, gülüşleri, gözyaşlarını, başarıları, mutlu haberleri, iç acıtan dertleri, keyf’i kederi binbir emek kurulmuş, bazen evdekilerden uydurulmuş, kimi zaman mekanların insafına bırakılmış rakı sofralarında paylaşan, paylaştıkça derdi azaltıp mutluluğu arttıran, anlattıkça açılan, dinledikçe büyüyen genç yetişkinlerden AŞK’ı da sofrada çoğaltan ikisi bir hayal kurdular.
O arkadaşlıklar, dostluklar, muhabbetler hiç azalmasın, kimse bu keyfi unutmuş mekanların insafına kalmasın, yesin, içsin, rakı sofrasının derde deva muhabbetini rahatça etsin, bunda bizim de payımız olsun istediler. “Yeni arkadaşlıklar, dostluklar, aşklar doğsun, büyüsün bizim meyhanemizde” dediler.
Bu hayale inanan, kapılan insanlardan da bir ekip buldular, eh biraz da destek aldılar ve MAVRA’yı kurdular. Kız için çocukluğunun şehrinde geçen anılarda MAVRA keyifli muhabbet anlamı bırakmıştı. Adını öyle koydular. Dediler ki “Mavramız bol olsun”!
RAKI DESTURU
İçelim ab-ı hayatı
Neş'e verir bedene
Ne mutlu bunu icat edene
Bunu icat eden bir pir
Akşamları iki
Sabahleyin bir
Artsın eksilmesin
Taşsın dökülmesin
Allah kimseyi
Meyhanesiz memlekete düşürmesin!.. |